1)Yozgat'a Methiye            10)Bahar
2)Bizim Gençliğimiz         11)Ahmet Güngörmüş'e
3)Avşaralanı                      12)Anneler Günü
4)Ramazanı Uğurlarken 13)İzin dönüşü
5)Bayramlar                      14)Yörelerimiz
6)İzin Çilesi                        15)Benden İçeri
7)Yumruğu Vurmalıyız    16)Türban krizi
8)Bizim Dağlar                  17)Hoş Geldın Bebeğim
9)Kış Geldi                         18)Onlar yan gelip yatmadı
 YOZGAT’A METHİYE”

Vatanımdır yurdumdur benim
Ayrı kaldıkca derdimdir benim
Kalleşlik yapmaz merdimdir benim
Yiğidin harman olduğu yer Yozgat

Boğazlıyan hakimine ağıdı vardır
Yiğitliği tescilli kağıdı vardır
Çapanoğlu diye yiğidi vardır
Yiğidin harman olduğu yer Yozgat

Misafirperver insanının tamamı
Hepsine söyleyin benden selamı
Sizi bekliyor şifalı Sarıkaya hamamı
Yiğidin harman olduğu yer Yozgat

Çok eskilere dayanan ezeli vardır
Yozgat sürmelisi diye gazeli vardır
Salını salını gezen güzeli vardır
Yiğidin harman olduğu yer Yozgat

Çamlığın başında yanar bir ışık
Ben Yozgat’a Yozgat Yurduna aşık
Hasretlik bağrımda kafam karışık
Yiğidin harman olduğu yer Yozgat

Akdağı vardır Çayıralanı vardır
Sanmayın sözlerimin yalanı vardır
Vatan uğruna kurban olanı vardır
Yiğidin Harman olduğu yer Yozgat

Beni kendine çeken bir büyü vardır
Tertemiz havası soğuk suyu vardır
AVŞARALANI diyede köyü vardır
Yiğidin harman olduğu yer Yozgat

Kazasıdır Boğazlıyan Çandır Çekerek
Hasretliğini çekiyorum boyun bükerek
Yahu daha fazla söze ne gerek
Yiğidin harman olduğu yer Yozgat  
 BİZİM GENÇLİĞİMİZ

Bütün Avşaralanlılara ithaf ediyorum..

Havuz bulunmazdı Avşar köyünde
Göl yapar çimerdik özün suyunda
Koyun yayardık Kilise sayında
Bizim gençliğimiz böyle geçerdi

Aziği sarar'idik belimize
Besmele aşık'idi dilimize
Dua ile giderdik yolumuza
Bizim gençliğimiz böyle geçerdi

Öküz yayardık Karanlık derede
Türküler söylerdik bütün yörede
Neler yoktu neler bizim törede
Bizim gençliğimiz böyle geçerdi

Geceleri dam başında yatardık
Oyun oynar tere suya batardık
Ağaç keser Arpaözünde satardık
Bizim gençliğimiz böyle geçerdi

Ormancısı mahkemeye verirdi
Düşman gibi karşımızda dururdu
Kafası kızar eşegimizi vururdu
Bizim gençliğimiz böyle geçerdi

Kışın kızaklarla odun çekerdik
Her türlü yokluğa boyun bükerdik
Baharın çift sürer ekin ekerdik
Bizim gençliğimiz böyle geçerdi

İdaremiz yoktu çıra yakardık
Ahırda yatarda gübre kokardık
Zenginliğe uzaklardan bakardık
Bizim gençliğimiz böyle geçerdi

Eşege biner giderdik pazara
Alışıktık zılgıt ile azara
Sopa yerdik hata yapsak kazara
Bizim gençliğimiz böyle geçerdi

Yinede şükrederdik halimize
Elbise girmezdi hayalimize
Krem yoktu sürmezdik elimize
Bizim gençliğimiz böyle geçerdi  
 AVŞARALANI

Beni sana bağlar o güzelliğin
Saymakla bitermi Avşaralanı
Bir değilki bin tane özelliğin
Dumanın tütermi Avşaralanı

Bahar gelir renk renk çiçekler açar
Her çiçek kokuyu etrafa saçar
Ormanında gezen kendinden geçer
Kuşların ötermi Avşaralanı

Kuzu meler koyun meler karışır
İnek dana birbiriyle yarışır
Mutluluk ta zirvelere erişir
Bu bana yetermi Avşaralanı

Bütün güzellikler sana verilmiş
Türlü nimetler önüne serilmiş
Bu kadar güzellik nerede görülmüş
Bulanlar satarmı Avşaralanı

Çadır kursam dağlarında otursam
Biçip yoncayı sırtımda götürsem
Ne olur ömrümü sende bitirsem
Bu dilek bitermi Avşaralanı

Hasretim Veyis'i alır götürür
Hasta eder yataklarda yatırır
Herkes birbirini yiyip bitirir
Rahatlık batarmı Avşaralanı  
 RAMAZANI UĞURLARKEN

Bu gün veda günüdür
Gider Ramazan Ramazan
Müminlerin düğünüdür
Gider Ramazan Ramazan

Senenin mübarek ayı
Dilden düşürme dua’yı
Daim tesbih et Mevla’yı
Gider Ramazan Ramazan

İftarı sahuru bitti
Bilmem kimden memnun gitti
Özle tutan günah attı
Gider Ramazan Ramazan

Kıldık teravih namazı
Ettik Mevla’ya niyazı
İnşallah herkesten razı
Gider Ramazan Ramazan

Nur’lar doldu gecemize
Damlalar döndü denize
Şefaatci olsun bize
Gider Ramazan Ramazan

Kim ermeyip kim erecek
Seneye kimler görecek
Kimlere ecir verecek
Gider Ramazan Ramazan

İçim hüzün kalbim gamla
Geldim bütün kusurumla
Gözümde yaş damla damla
Gider Ramazan Ramazan

Yanar Veyis’im yanar özün
Hakikatı görmez gözün
Hak’kı zikreylesin sözün
Gider Ramazan Ramazan

Çoktur bu Veyis’in suçu
Döner Ahiret’e göçü
Kan ağlıyor onun içi
Gider Ramazan Ramazan  
 BAYRAMLAR

Öyle kopmaz bir bağki bu bağ
Bizi bir birimize bağlar bayramlar
Yillar geçsede değişsede çağ
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Birlik beraberlik onunla başlar
Onun üzerine kurulur hayaller düşler
Bırakılırda o gün her türlü işler
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Bir bambaşkadır manevi havası
Bayramlarla silinir gönüller yası
Uzun yıllar anlatılır da hatırası
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Hazırlıklar başlar günden önce
Akan sular durur bayram denilince
En güzel beraberlik örneği bence
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Ziyaretler yapılıp öpülür eller
Duaların en güzelini söyler diller
Huzurla neşeyle dolar gönüller
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Sabahlar en güzel aşkı yaşar
Ulu mabedler dolar dolar taşar
İçlerimize manevi bir haz düşer
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

İlk önce Yaratan’ın rızası güdülür
Bu düşüncelerle geçmişlere gidilir
Eller açılıp duaların en güzeli edilir
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Geçenlere İhlas’lar Fatiha’lar yollanır
Zenginler tarafından fakirler kollanır
Bayramlar süslenir allanır ve pullanır
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Hedayeler alınır hedayeler verilir
Herkese türlü türlü sofralar serilir
Yetimlerin gariplerin hatırı sorulur
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Mektuplar yazılır tebrikler atılır
Neşelere neşe iyiliğe iyilik katılır
Biri düşünce hemen elinden tutulur
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Giyilir elbiselerin çamaşırın temizi
Tekbirlerle doldururuz kalplerimizi
Öyle gururlu bir hava sararki hepimizi
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Harçlıklar güldürür çocukların yüzünü
Bayramın sevinçleri doldurur özünü
Geceleri uyku tutmaz uyku, gözünü
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

Ramazan bayramı başka kurban başka
Hepsinin heyecanı getirir bizi aşka
İmkan olsada Vatanda olsaydık keşke
Bizi bir birimize bağlar bayramlar

El açalım dua ile milletimiz azmasın
Kaderimiz bize kötü yazı yazmasın
Allah düzenimizi dirliğimizi bozmasın
Bizi bir birimize bağlar bayramlar  
 İZİN ÇİLESİ

Bütün gurbetcilere ithaf ediyorum.

Otuz beş senedir gurbetteyim
Şu izine alişamadım gitti
Her birinde bin dertteyim
Şu izine alışamadım gitti

Bak yaşlandım hatta çöktüm
Kaderime boyun bile büktüm
Her dönüşte göz yaşı döktüm
Şu izine alışamadım gitti

Çile olur ayrılık sofrası
Boğazıma duğumlenir yemeğin hasi
Ta gidişte başlar dönüş yaşı
Şu izine alışamadım gitti

Lokmalar boğazıma dizilir
Yüreğim ezim ezim ezilir
Her dönüşe destan yazılır
Şu izine alışamadım gitti

Ne bitmez çileymiş bu çile
Sanki dönüs bilinmez mechule
Altın kafesin yetmediği gibi bülbüle
Şu izine alışamadım gitti

İster araba olsun ister uçak
Akıldan çıkmaz doldu dolacak
Sanki dönüs sonum olacak
Şu izine alışamadım gitti

Sarılırız anne kardeş bacı
Bu acı çok başka bir acı
Sarar yureğimi derin bir sancı
Şu izine alışamadım gitti

Hıçkırıklar boğazıma dolar
Bırak çiçeğimi umudum solar
Bakışlarım ta nelere dalar
Şu izine alışamadım gitti

Konuşmayı istemez canım
Damarımda donar kanım
Yetişir be bende insanım
Şu izine alışamadım gitti

Her dönüşta ağıtlar kurulur
Göz yaşından gözler yorulur
Sanmaki bende denizler durulur
Şu izine alışamadım gitti

Çeker beni vatanın toprağı taşı
Yanar ta ciğerimin başı
Ellibeşi geçtide VEYIS’in yaşı
Şu izine alışamadım gitti  
 Avrupa aşıklarına ithaf olunur. V.S.
YUMRUĞU VURMALIYIZ

Bu kadar küçülmeye gerek yok
Artık masaya yumruğu vurmalıyız
Beylerin isteği hayallerindende çok
Onların karşısında dim dik durmalıyız

Şapkası düştü göründü keli
Hor baktılar bize ezelden ezeli
Her yapılanın vardır bir bedeli
Yaptıklarının hesabını sormalıyız

Nedir ikide bir Ermeni soy kırımı
Avrupa’yamı kaldı bu işin yorumu
Bozmalıyız bozmalı bu durumu
Yeter artık bir karara varmalıyız

Yatıp kalkmamıza bile karışır oldular
Engel çıkarmada yarışır oldular
Bizi galiba çok pasif buldular
Artık gereken cevabı vermeliyiz

Kabul edilirmi bunların her tezleri
Ne zannediyorlar bunlar bizleri
Düşünmeye davet ediyorum sizleri
Kendi yaramızı kendimiz sarmalıyız

Ayırıyorlar özümüzden özümüzü
Boş vaatlerle boyuyorlar gözümüzü
Bir gün gelipte döğmeden dizimizi
Yapılan bunca oyunu görmeliyiz

Toparlanmalıyız başa bela gelmeden
Düşmanlar halimize gülmeden
Onlar bizi parçalayıp bölmeden
Bizler onların defterini dürmeliyiz

Neden girelim her şeyi vereceksek
Huzurlarında el pençe duracaksak
Eğer mutlaka AB ye gireceksek
Onursuz değil onurumuzla girmeliyiz

Veyis SENYUREK
29 NİSAN 2005
ROTTERDAM  
 BİZİM DAĞLAR

Her türlu ağacı vardır
Yazın çiçek kışın kardır
Vaz geçemediğim tek yardır
Bizim dağlar bizim dağlar

Çeşit çeşit kuşlar uçar
Renk renk çiçekler açar
Türlü türlü koku saçar
Bizim dağlar bizim dağlar

Cami vardır meşesi vardır
Üzüntüsü yoktur neşesi vardır
Her an aklıma düşesi vardır
Bizim dağlar bizim dağlar

Yükseğinde kartalların yuvası
Alçağında senlik benlik davası
İlaç gibidir ilaç havası
Bizim dağlar bizim dağlar

Her kokusu mis gibi kokar
Hasretliği yüreğim yakar
Derelerinde soğuk sular akar
Bizim dağlar bizim dağlar

Her türlü bitkiyi bitirir
Türlü türlü meyve yetirir
Beni benden alır götürür
Bizim dağlar bizim dağlar  
 KIŞ GELDİ

Kar kapatmış Avşaralan dağını
Avcıların av yaptığı zamandır
Esmiş tipi viran etmiş bağını
Şimdi soğuk orada çok yamandır

Ayaz düştü Arabaşı çalınır
Kış geldi erzaklar toptan alınır
Zor olsada eksikler az çok bulunur
Yokluğu çekilen tek şey samandır

Kapanınca yollar canlar sıkılır
Kaderde ne varsa boyun bükülür
Kurulur sobalar ateş yakılır
Bacalardan tüten kara dumandır

Her yer bembeyaz gelinlik gibi
Buz tutar çeşmeler görünmez dibi
Yolcuyu zamansız çeviren tipi
Kapatır yolumuzu el-amandır

Don yuze vurursa kızak kayılır
Sporu sevenler buna bayılır
Gömülür patates turşu koyulur
Isınır odalar sanki hamamdır

Haycı olan avcıyla gider haya
Damlardan kar kürürler doya doya
Gönül arzu ediyor gidem sılaya
Gidip gitmemekse hayli gumandır  
 BAHAR

Usul usul ısınır havalar
Dağlara bahar geldiği zaman
Kuşlar gelir şen olur yuvalar
Dağlara bahar geldiği zaman

Toprağı yarıp çıkar çiçekler
Karlar kalkıp görünür gerçekler
Yeniden doğmuş olur böcekler
Dağlara bahar geldiği zaman

Ağaçlar giyer yeşil elbise
Bak o zaman kuşlarda hevese
Bir heyecan gelirki herkese
Dağlara bahar geldiği zaman

Tomurcuklar hamile çiçeğe
Topraklar doymuştur içeceğe
Bir çığır açılır geleceğe
Dağlara bahar geldiği zaman

Çeşitli koku havayı sarar
Arı’lar bal için çiçek arar
Olanca bitki toprağı yarar
Dağlara bahar geldiği zaman

Güneş çıkıp ısıtır toprağı
Sulanan ağaç açar yaprağı
Kır’lardır hayvanların durağı
Dağlara bahar geldiği zaman

Mevsim gelir, yavrular koyunlar
Kanı kaynayan kurar oyunlar
Sebzeyle dolar bütün öğünler
Dağlara bahar geldiği zaman

Tabiat yeşil örtüyü örter
Kuşlar neşeyle dallarda öter
Çıkar bitkiler yiyecek artar
Dağlara bahar geldiği zaman

En büyük gururu toprak duyar
Tanrı’dan aldığı emre uyar
Siyah dağları yeşile boyar
Dağlara bahar geldiği zaman

Her türlü hayvan dışarı koşar
Bütün kainat baharı yaşar
Yağar yağmurlar ırmaklar coşar
Dağlara bahar geldiği zaman

28 Ocak 2003
ROTTERDAM  
 Ahmet Güngörmüş'e

Yine hasret çöktü gönlüme
Ben köyümü çok çok özledim
Acısı vurur ta ciğerime
Ben köyümü çok çok özledim

Senede bir ay yetmiyor bize
Gurbet acısı sığmıyor söze
Daha nasıl anlatayım size
Ben köyümü çok çok özledim

Yüce yüce dağları aşayım
Irmak olup coşup coşup taşayım
Bu hasretlikle nasıl yaşayım
Ben köyümü çok özledim

Açılır gurbette bizlerin yarası
Olmaz olaydı Avrupanın parası
Şimdi tam köyde olmanın sırası
Ben köyümü çok özledim

Hem havasını hem suyunu
Hem sığırını hem köyünü
Dam üstünde kıya kıya oyunu
Ben köyümü çok özledim

Kul olayım asfaltsız taşlı yoluna
Hasretim evlisine bekarına duluna
Rabbim kavuşmayı nasip et kuluna
Ben köyümü çok özledim

Çakmak çakmak gözümdeki yaşlar
Vatan hasretiyle akmaya başlar
Yerdeki hayvanlar gökteki kuşlar
Ben köyümü çok özledim

Kader dertlerimizi gurbete durmus
Bizim hasretlik ömür boyu sürmüş
Sevgili kardeşim Ahmet Güngörmüş
Ben köyümü çok özledim

Bu bize kaderin bir cilvesi
Belkide Feleğin tuzağı hilesi
Bitip tükenmez Veyis’in çilesi
Ben köyümü çok özledim

18 Mayis 2006
ROTTERDAM  
 ANNELER GÜNÜ

Bu gün anneler günü
Uzaktayım gelemiyorum anne
Sensiz geçiriyorumda ömrümü
Ne yapacağımı bilemiyorum Anne

Sizler tacsınız bence başta
Anneli bir kimse çocuktur her yaşta
Uyuyayım ne olur kucağını açta
Sensiz uykulardan tad alamıyorum Anne

Gecelerim karanlık yataklar diken
Zevk alırdın geceleri ninni söylerken
Bütün günlerini evlatlarına verirken
Neden ufak bir hatıra alamıyorum Anne

Sıcak gülüşünle hayat verirdin bana
Derdimize derman arardın yana yana
Neler borçlu değilizki bizler sana
Sana yadımcı olamıyorum Anne

Mazim seninle dolu, sensin hatıram
Burnumda tütüyorsun buram buram
Bu gün anneler günü azdı yine yaram
Nihayet sensiz ben gülemiyorum Anne  
 İZİN DÖNÜŞÜ

Yine bir izin dönüşü yine göz yaşı
Aldı yine bizi ayrılığın telaşı
Hüzün kapladı ana bacı kardaşı
Kör olasın ayrılık nereden çıktın başıma
Bak zehir kattın ekmeğime aşıma

Bir gün değil bir ay değil bitirem
Gücüm yetmezki anam alam götürem
Burada yaşar mazim burda hatıram
Kör olasın ayrılık nereden çıktın başıma
Bak zehir kattın ekmeğime aşıma

Açsamda içimi bütün alem görse
Görüp bunca çileyi kararın verse
Gün gelirde bütün ümitlerde biterse
Kör olasın ayrılık nereden çıktın başıma
Bak zehir kattın ekmeğime aşıma

Boğazıma lokmalar sıra sıra dizildi
Gözlerimden yaşlar siyim siyim süzüldü
Bu ara talih anlımıza nereden yazıldı
Kör olasın ayrılık nereden çıktın başıma
Bak zehir kattın ekmeğime aşıma

Anam karşimda göz yaşları döker
Ayrılık acısını yıllarca çeker
Veyis’in içinde sızı boynunu büker
Kör olasın ayrılık nereden çıktın başıma
Bak zehir kattın ekmeğime aşıma

21 AĞUSTOS 2006
KAYSERİ  
 YÖRELERİMİZ
Arif Çölkuşu AhmetGüngörmüş'lere ithaf ediyorum.

Diyarı gurbette geçirdim haftayı ayı
Bunda çoktur yıkılası gurbetin payı
Yine burnuma tütüyor KİLİSE SAYI
Sürüne sürüne tepeye çıkasım gelir

Ellerinden tutup çocuk ile çoluğu
Bağrımı verip rüzgara alsam soluğu
Karşıdan bize bakar KÖMÜŞ OLUĞU
Su olup derelerinden akasım gelir

Bembeyaz kara bürünmüş AKKAŞIN SAYI
Gidip tavşan avına haylasam hayı
Soğuk havada demleyip ayvadan çayı
Sobaya koyup altını yakasım gelir

Kader bana oynadı kahbe oyun
Duyun ey yaranlarım feryadım duyun
Piknik için sizi bekliyor YELLİ BOYUN
Nedim amcam gibi nohut ekesim gelir

İnan, takılı kalıyor insanın aklı
Her köşesinde bin bir güzellik saklı
Bizlere el ediyor gel diye KAPAKLI
KUZUKULAKLI'ya aşağı bakasım gelir

Bak güzellikler saçıyor her bir yöresi
Duamız odurki asırlarca durası
Mal yaymaya gittiğimiz MARANDERESİ
Doyurup malı ahıra tıkasım gelir

Ölmeden köyümü bir daha görsem
Kendimi tertemiz havaya versem
ATKIRANI, ALIÇLIALAN'ı gezip gelsem
Yeyip o alıçlarını bıkasım gelir

MEÇİTLİ'den aşağı insem sulağa
Ağzımı versem pınarlardaki yalağa
Köyden eller sallayip BÜYÜKDÖLEĞE
Toka yapıpta elini sıkasım gelir

İBILAĞANIN YURDU'ndan odun ederdik
Ağacını keser Arpaözü'ne giderdik
Götürür BOĞAZALANI' na mal güderdik
Alıp azığı boynuma takasım gelir

KUMLUDERE, KIZILALAN'dan meşe keserdik
Oyun oynar mızıkcılık eder küserdik
Götürür DERETARLA'da suya basardık
Kafamı soğuk sulara sokasım gelir

Renk cümbüşü olur bizde KAVAĞIN BOYNU
Gel köye sonbaharda seyret sen onu
Dilerim bu güzelliğin gelmesin sonu
Açıp sırlarımı dağlara dökesim gelir

IZGIN TARLASI'na ekilmiyorda ızgın
Mahsulde vermiyor şimdi, bizlere kızgın
Kışın HIRHIRKAYASI'na vurulmaz dizgin
Kaderimdir diye boyun bükesim gelir

Piknikcilere konaktır SÖBEÇMEN YOLU
Gelinler kızlar doldurdu bak sağı solu
DELİ ALİNİN ÇAYIRI misafir dolu
Her misafirin kahrını çekesim gelir

YAZILI KAVAK'tan MAMERLİĞE bakarım
İner TOPA DERESİ'ne ateş yakarım
Sürerim davarları ESİKLER'e çıkarım
Kıya kıya oynayarak sekesim gelir

BOĞAZ ALANI'ndan yonca çayır biçerim
İçer soğuk ayranı kendimden geçerim
ÇAMURLU'ya DANIŞIK'a konar göçerim
Kurup kurup çadırımı sökesim gelir

Yine salgan yunuyormu TEKMEN YURDU'nda
Mal otlatılıyormu KARANLIK DERE'nin ardında
Veyis hasretlik çekiyor kendi derdinde
Şu gurbetliği sırt üstü yıkasım gelir

08-09 NİSAN 2006
ROTTERDAM  
 BENDEN İÇERİ

Dostlar beni bana bırakmayın
Bir ben var bir ben, benden içeri
Öyle şüpheyle zanla bakmayın
Bir ben var bir ben, benden içeri

Bazan yaş olur gözümden akar
Bazan ateştir bağrımı yakar
Bazan başımı belaya sokar
Bir ben var bir ben, benden içeri

Bazan boğazımda düğüm düğüm
Bazan aşikar bazan kördüğüm
Bazan ağladığım ve güldüğüm
Bir ben var bir ben, benden içeri

Bazan çocuk bazan piri fani
Bazan bir melek bazan bir cani
Ağacı kurt yerya içten hani
Bir ben var bir ben, benden içeri

Bazan dost olup karşıma çıkar
Bazan sel olur bendimi yıkar
Bazan ben, benliğimdende bıkar
Bir ben var bir ben, benden içeri

Bazan bir kuş, cıvıl cıvıl şakır
Bazan uysal, kendini bırakır
Bazan usta bazanda çıraktır
Bir ben var bir ben, benden içeri

Bazan aşıktır görmez önünü
Bir güzele kaptırır gönlünü
Bazanda hiç düşünmez sonunu
Bir ben var bir ben, benden içeri

Bazan bakmaz gözden akan yaşa
Ben, beni alırda vurur taşa
Bazan kaçar benden koşa koşa
Bir ben var bir ben, benden içeri

21 Şubat 2003
ROTTERDAM  
 Türban krizi ve düşündürdükleri

Vicdanı olan herkes duysun
İlim kafadamı yoksa türbandamı?
Kendini mağdurların yerine koysun
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Yıllarca türbanda suç arıyorum
Her sebebi didik didik tarıyorum
Türbana karşı olanlara soruyorum
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Kabahatimiz benzememekmi size?
Kuşkuyla bakıyorsunuz çevrenize
Beyler başörtüsü dinin emri bize
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Tenezzül edip içimize karışmadınız
Elimizi uzattık ama barışmadınız
Birde ilericiye çıktı sizin adınız
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Aklı ereniniz buyursun öne çıksın
Gelip Avrupa’ya giyim kuşama baksın
İster kel dolaşsın ister peruk taksın
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Sadece sizleremi insan hakları
Bu yüzden okuyamıyor çokları
Varsayımla suç ediyorsunuz yokları
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Eğer Müslümansanız islamiyetse dininiz
Neden bu dine bunca hıncınız kininiz
Bakın başörtülü ile dolu her bir yanınız
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Siyasidir diye bir kulp takıyorsun
Her başörtülüye o gözle bakıyorsun
Müneccimmisin nasıl biliyor okuyorsun?
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Öcü oldu gözünüzde öcü baş örtüsü
Ta Çankaya’ya kadar çıktı gürültüsü
Yahu bırakın artık şu süsü püsü
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Sizi tedirgin ediyor bizdeki giyim kuşam
Size ters geliyor bizlerdeki yaşam
Ya sizlere ne oldu generalim paşam
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Seçimlerde baş tacınız her kesim
Türbanlılarla boy boydur çekilen resim
Bul bunada bir bahane ve bir isim
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Böyle yapa yapa halktan koptunuz
Havanda su döğüp gündem yaptınız
Müslümana yobaz diye kulp taktınız
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Bize ne isterseniz kazıtınız saçınızı
Parti bahanesiyle açtınız içinizi
Modernlikle örtüyorsunuz suçunuzu
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Zorlayan yok sizi türban takmayın
Ama bizede öyle öcü gibi bakmayın
Sizlere olan güvencimizide yıkmayın
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Açık çıplak gezen ilgilendirmez sizi
Her konuda yetkili görüyorsunuz kendinizi
Son kriz gösterdi artık sizin renginizi
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

İlericilik olmaz halktan kopmakla
Milletin başörtüsünü gündem yapmakla
Sanki dünyamı yıkılır türban takmakla?
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

Kahrolsunlar dini siyasete alet edenler
Eğer varsa böyle gaye güdenler
Sebep bu değil beyler, başka nedenler
İlim kafadamı yoksa türbandamı?

24 Nisan 2003
ROTTERDAM
 
 HOŞ GELDİN BEBEĞİM
Hoş geldin bebeğim
Hoş geldin kardan temiz
Melekler kadar masum
Nebiler kadar günahsız
Hoş geldin bebeğim.

Hoş geldin bebeğim
Neden bu kadar ağıtlar?
Neden bu ırmaklar kadar göz yaşları?
Sende anladın bu dünyanın
Pisliklerle dolu olduğunu
Entrikaların daniskasının
Riyaların türlü türlü renklerini
Sende anladın bebeğim
Ağlaman kendini yırtarcasına
Bundan değilmi?

O masum gözlerinden
Billur yaşların dökülmesi
O tap taze boynunun bükülmesi
Bundan değilmi bebeğim?

Sen bir kaç dakikada anladın
Dünyanın çirkin yüzünü
Her şeyin menfeat olduğunu
Sahte gülüşlerin
Kandırmaca olduğunu
Ama dönüşü olmadığının geriye
Bu doğumun
Sende anladın

Boşuna bebeğim
Bu çırpınışlar boşuna
Bu billur göz yaşları boşuna
Dönüşü yok bebeğim dönüşü yok
Bu çarkın dişleri senide öğütecek
Senide istediği kalıba sokacak
Her geçen gününde
Ne engeller olacak önünde
Bir bir aşacaksın
Hırsından kudurup
Bendini yıkıp taşacaksın
Rakiplerini alt aşağı etmek için
Dört nala koşacaksın

Sakın ağlma bebeğim
Yazık o billur göz yaşlarına
Kimse senin ne için
Ağladığını bilmeyecek
Bir meme verecekler ağzına
Susturmaya çalışacaklar
Bir ömür boyu olduğu gibi
Susturmaya çalışacaklar
Herkesi susturdukları gibi
Senide susturacaklar
Sonra elinden alıp haklarını
Kan kusturacaklar

Bir koltuk uğruna
Bir lokma bir hırka uğruna
Nice umutların yıkılışını
Nice hayatların sönüşünü
Sende anlayacak, sende göreceksin
Ama iş işten çoktan geçmiş
Fırsatlar elinden uçmuş
Olduğunu sende anlayacaksın

Sende anlayacaksın çiğdem gözlüm
Dünyanın menfeatten ibaret olduğunu
İnsanların bir birlerini
Çıkarları uğruna nasıl yediklerini
Bir birlerinin ardından dediklerini
Anayı kuzusundan ayıran çıkarları
Sende anlayacaksın

Şu yumuk gözlerin bir gün açılacak
Ne rezillikler göreceksin
Nice çirkinliklere şahit olacaksın

Zaman gelecek isyan edeceksin
Babana anana
Ve zaman gelecek
Belkide küfredeceksin yaşadığın dünyana

Ağlama mühür gözlüm
Bal peteğim
Ağlama
İnsan ol bu çirkin dünyaya
Bel bağlama

Yıkmasın dünya çıkarları seni
Yakmasın adaletsizlik ateşi
Vicdanınla yaşa
Erdemlerinle baş başa
Anlına kara leke sürme
Hak ve hukuktan ayrılma
Eğilip bükülme zalime karşı
Azimle mücadele et.
Ağlama gümüş gözlüm
Kar beyazım
Lekesizim ağlama
Kaderine hükmedenler
Emeğini çalanlar
Geleceğini karartanlar
Utanmaz şarlatanlar
Utansınlar

Sen ağlama gül yüzlüm
Papatyam
Kardelenim
Zambağım
İğde çiçeğim
Ağlama umutla büyü
Unutma büyü.


Veyis Şenyürek
12-07-2007
Hüma Doğum Hastanesi
Kayseri
 
 ONLAR YAN GELİP YATMADI

Onlar yan gelip yatmadı
Çağırdınız silah altına
Elinde kınası koşa koşa geldi
Ne yavuklu dedi
Ne anne baba
Hatta nede çocuk
Düşünmedi hiç birini
Tek düşüncesi vardı Vatan’ı
Sevmedi hiç yan gelip yatanı

Onlar yan gelip yatmadı
Vatan’ını satmadı
Ne gece dedi gündüz
Ne kış dedi ne yağmur
Ne sıcak dedi ne ayaz
Elinde silahı
Aklında vatan’ı
Sevmedi askerden kaçanları
Sevmedi haksızca birine binler katanı

Onlar yan gelip yatmadı
Boyunca ihanete batmadı
Bazan aç bazan susuz
Bazan hasta bazan uykusuz
Ama hep ayakta dim dik
Hep düşmana karşı, kahpelere karşı
Hiç eğilmedi bükülmedi
Anlına hiç leke sürmedi
Görevinden hiç taviz vermedi.
Kanından oldu
Canından oldu
Sevmedi çıkarcıları, kaçakları
Afetmedi hiç alçakları
Onlar yan gelip yatmadı
Onlar askerlik yaptı, palavra atmadı

Onlar yan gelip yatmadı
Sapına kadar askerdi
Sapına kadar askerlik yaptı
Sebepsiz rapor almadı
Nöbetinden vazifesinden geri kalmadı

Giderken güle oynaya gitti
Gelirken tekbirlerle geldi
Üstünde layık olduğu
Canını uğruna verdiği
Gölgesinde nöbet tuttuğu
Gölgesinde şehit olduğu
Albayrağı vardı

Onlar yan gelip yatmadı
Onlar rahatlık nedir? Dünyada tatmadı

Onlar yan gelip yatmadı
Yan gelip yatanları
Çürük raporu alanları
Bu vatanın bütün nimetlerinden
Sonuna kadar faydalananları
Yeyip yeyip şişenleri
Cüzdan dolduranları
Korumaktan fırsat bulupta
Yan gelip yatmadı, yatamadı
Üstünden yoksulluğu atamadı

Onlar yan gelip yatmadı
Anlına leke sürmedi
Aşiret liderlerine karşı
Amerika’ya karşı
Avrupa Birliği’ne karşı
Küçülmedi
Mertliğinden, haysiyetinden
Onurundan ödün vermedi
Gidişi heybetli ve dikti
Gelişide öyle oldu.
Gidişi sevenlerinin omuzlarındaydı
Gelişide yine omuzlardaydı
Gidişi onurluydu
Gelişide onurlu ve haysiyetliydi
Onlar yan gelip yatmadı
Yan gelip yatanlar
Gelip tabutundan tutmadı
Yan gelip yatanlar evlat acısı tatmadı
Çünkü onların evlatları
Sırça köşklerdeydi
Koruma altındaydı onlar
Onlar şehit olup gelmezdiler.
Zaten nasipte olmazdı onlara o mertebe
Onların dayıları vardı
Onları hududa salmazlardı
Onlar yatlardaydı
Onlar katlardaydı
Onlardı yan gelip yatanlar
Onlardı bol keseden atanlar
Onlar birlerine milyon katıyordu
Onlar, evet onlar yan gelip yatiyordu.

Evet onlar yan gelip yatmadı
Anne babasına
Eşine kardeşine
Çoluk-çocuklarına
Şan oldu, şeref oldu
Bayrağina renk oldu Ay-Yıldız oldu
Vatan’a millete gurur oldu
Onlar asker oldu
Onlar şehit oldu

Onlar yan gelip yatmadı
Bazıları gibi çamura
BATMADI

Veyis Şenyürek
13 Haziran 2007
KAYSERI