|
 |
 |
 |
 |
 |
Ramazan |
 |
|
Öncelikle herkese hayırlı Ramazanlar dileyerek başlamak istiyorum. Songünlerde sonbahar kendini iyice hissettirmeye başladı. Ağaçlar sararmaya, birer ikişer yapraklar düşmeye başladı. Güneş tesirini kaybetti. Dolaplardan kazaklar ve kalın giysiler çıkartıldı. Kış aylarının yaklaşmasından olsa gerek, Tüm canlıların, ağaçların, bitkilerin telaşı, sonbaharın hüzünlü yanını iyice belirginleştiriyor. Bu hüzün yolculuğu insanı genellikle, eskiye, çocukluğuna götürüyor. Bende sizlerle çocukluğumdaki ramazanlarla ilgili aklımda kalanları paylaşmaya çalışacağım. Ençok kokuları kalmış aklımda. Bizim köyün mili sahur yiyeceği olan Bişi’nin gecenin derinliğini delip uykularımı bölen kokusu.Hoşafın tadı lezzeti. Akşamları, İftar yaklaşırken evlerdeki telaşlar. Yemeker odunla sobalarda pişdiği için, kimin ne yemeği pişirdiğini sokaklardan geçerken anlaşılırdı. Herkesin hayatı iç içe geçmiştir.“Komşuda pişer bizede düşer.” Atasözü böyle yaşamlardan doğmuş olsa gerek. Neyse, devam edelim. Evde yağ, soğan ve salçanın sobanın üstünde cısır cısır kavrulma kokusuna hiç dayanamazdım, Eşkili ekmeği annemin gözünü sapıtıp kazanda şöyle bir gezdirip jet hızıyla dışarıya kaçardım. Dışarıda Alan geniş yakalanma şansı sıfır. Çocukluğumun gözde çesmesi, Kozaklı’da iftara doğru su sırası oluşurdu. Kızlar, gelinler, sürahileri, testileri doldurup doldurup boşaltırlardı. En soğuk suyu sofralara yetiştirmek için yarışırlardı. Ara sıra Sıra kavgasıda olurdu. Ramazanın hatırına hep tatlıya bağlanırdı hemen oracıkda. Bizler bu işi öyle abartmıştıkki, Üç Çamdan eşeklerle getiriyorduk. Yolda ne maceralar yaşıyorduk. Yollarda kırılan, eğilen testiler, eşekten düşmeler, Heybenin içide içersinde su kalmamış güğümlerle eve gelmeler. Allah rahmet eylesin Karabey emminin çeşmenin başında bir elinde sigara bir elinde çakmak ezan bekleyişini, hoca biraz geç kalınca kızışını hatırlıyorum. Mahallenin çocukları ile Sahura Kadar beleyip, herkesi uyandırmak için teneke çaldığımız günleri, mahallenin kadınlarının soğuması için dışarıya biraktığı hoşafın tadını hiç unutmadım. Şimdilerde ne Kozaklının eski prestiji kalmış, nede buzgibi suları. Herkes buzdolabından içiyor soğuk suları. Tabi buluna bilirse eğer. Duyduğuma göre, 55 metrelerden sondajla çıkartılıyormuş su .
Selam ve Sevgilerimle
|
 |
|
|
 |
|
Yorum |
 |
|
Açıklama: Köşe Yazarlarımızın yazılarına yorum yazabilmek için Forum'umuza üye olmanız gerekiyor. (Üyelik tamamen ücretsizdir)
Bu köşeye yorum yazmak için tıkla
|
 |
 |
|
 |