Şehitler ve Ayrıntılar

Aktütün ve Diyarbakır’daki hain saldırılarda şehit olan kahraman asker ve polisimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine metanet diliyorum. Şunu biliniz ki, bu aziz millet hiçbir zaman vatanı için ölümü göze almaktan çekinmemiştir. Şerefli geçmişimiz bunun örnekleriyle doludur. Çünkü bizim inancımıza göre, şehitlik en yüksek mertebedir.
Yazımın girişine bakıp ta sizlere ucuz hamaset edebiyatı yapacağımı, duygularınızla oynayacağımı sanmayın sakın. Evet, ateş düştüğü yeri yakar. Ne söylesek, o ailelerin hislerini anlamamız ve anlatmamız mümkün değil. Ancak ben, yürekleri dağlayan bu cenaze törenlerindeki, en az terör kadar önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum.

Hiç dikkat ettiniz mi şehit cenazelerin çıktığı evlere ve muhitlere?
Bu şehit cenazelerin hemen hepsi kırsal kesimden; köyden, kasabadan veya şehirleri çevreleyen gecekondu semtlerinden çıkıyor. Hepsinin ortak özelliği, orta ve düşük profilli veya alt gelir gurubundan garibanların oturduğu mütevazı evler olması. Bu çocukların hiçbirisi lüks villalarda, sitelerde veya semtlerde oturmuyor. Bu çocukların hiçbirisi Antalya’da tatil yapmadı, hayatında golf oynamadı.
Bu çocuklarımızın ailelerine dikkat ettiniz mi? Annelerinin, babalarının, bacılarının, eşlerinin kıyafetleri bizimkilere ne kadar benziyor değil mi? Hepsi de inançlı, kanaatkar, vatanını milletini seven, babacan insanlar.
Peki, siz Türkiye’de bir başbakanın, bakanın veya bir milletvekilinin oğlunun şehit haberlerini duydunuz mu hiç?

Hiç duydunuz mu, yüksek rütbeli subayların oğlunun şehit haberlerini?
Hiç duydunuz mu, medya patronlarının ve kalemşörlerinin oğlunun şehit haberlerini?
Hiç duydunuz mu, holding sahiplerinin, bankacıların oğlunun şehit haberlerini?
Hiç duydunuz mu, kolay para kazanan kalantorların veya ünlü sanatçıların haberlerini?
Hiç duydunuz mu, masonların, lionsların, rotaryenlerin oğlunun şehit haberlerini?
Peki ya Ergenekoncu tosuncukların ve kriptoların oğlunun şehit haberlerini duydunuz mu hiç?...

Tabi duyamazsınız…
Bu arada, Danimarka Genelkurmay Başkanının asker oğlunun geçen yıl Afganistan’da savaşırken öldüğünü duydunuz değil mi? Olsun orası bizi bağlamaz...
Burası Türkiye, burada duyamazsınız. Bırakın bunlarının çocuklarını, yakınlarının bile şehit haberlerini duyamazsınız. Çünkü ülkemizde -maalesef- adı konulmamış bir sınıflaşma ve çok çirkin bir tabakalaşma vardır. Teröre çözüm arayanlar, bu sorulara cevap bulmadıkça, Milli gelirdeki adaletsiz dağılımın oluşturduğu, en az terör kadar tehlikeli bu sınıflaşmaya dur demedikçe, hiçbir şeyi halledemezler.

Zaten türkülerimize bile sirayet etmiş bu hazin tablo;

„Yemen yolu çukurdandır, karavanam bakırdandır.
Zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir.
Tarlalarda biter kamış, uzar gider vermez yemiş,
Şol Yemen’de can verenler; biri Memet, biri Memiş.“

Evet, her ne kadar kağıt üzerinde; sosyal bir hukuk devleti olsak da, onlar sefasını sürmeye devam etsinler; bizler bu vatan için ölürüz. Biz de Memet’de çok Memiş de…


Yorum

Açıklama:
Köşe Yazarlarımızın yazılarına yorum yazabilmek için Forum'umuza üye olmanız gerekiyor. (Üyelik tamamen ücretsizdir)

Bu köşeye yorum yazmak için tıkla